İşçilerin Ücrete Bağlı Yasal Hakları ve İş Yasasına Göre Ücret

işçi-ücret1
Çalışma hayatını düzenlemek ve herkesin hakkına kavuşması amacıyla İş Yasası ücret konusunu detaylı olarak tanımlamış. Ücretlerini geç alan, alamayan veya hak ettiği ücreti tam olarak alamayan işçilere önemli haklar vermiştir. Gerek işçi, gerekse de işveren çevresinden bu konuda pek çok soruya muhatap olmaktayız. Bu nedenle özet olarak bu konudaki yasal düzenleme ve haklardan bahsetme ihtiyacı duyduk.

Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Çalışılan zamana göre aylık, haftalık, günlük, saatlik olarak hesaplanabilir. Bundan başka, yapılan işe göre parça başına veya iş tutarı üzerinden yüzdelik olarak da ödenebilir.

Çıplak ücrete,  eğer işyerinde veriliyor ise, prim, ikramiye, yeme – içme, giyim, yakacak gibi çeşitli ödemelerin de eklenmesi ile oluşan ücrete “giydirilmiş ücret” denir. Sigorta primi, vergi gibi yasal kesintilerin dâhil olduğu toplam tutara “brüt ücret” denir. Bu kesintiler yapıldıktan sonra işçiye ödenen miktar ise  “net ücret”i oluşturur.

İş yasamıza göre ücret, en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir.

İş yasasında 17.4.2008’de yapılan değişiklikle; Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Yasanın bu düzenlemesi işçinin aldığı gerçek ücret üzerinden sigortasının yapılması ve kıdem tazminatı, ihbar tazminatı gibi her türlü işçilik haklarının da yine bu ücret üzerinden hesaplanmasıdır. Ancak uygulamada bu durumda istismar edilmekte, bazı işverenler ödemesi gereken asgari ücreti işçi adına açılmış banka hesabına yatırmakta, geriye kalan ücreti ise işçiye elden ödemektedir. Ancak bu durum işçilik ücreti ve diğer işçilik hakları dava yoluyla mahkemeye intikal ettiğinde, sadece banka dekontları ve bordrolar değil; her türlü delille, mahkemenin emsal ücret araştırmasıyla ve tanıkla ispatlanabilir. Bu durumda işveren mahkemece tespit edilen ücreti ve bu ücrete bağlı işçilik alacaklarını tespit edilen ücret üzerinden ödemek zorundadır.

Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Ücretini alamadığı için işi bırakan işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.

İşi yapmaktan kaçınan işçiler, bu kaçınmayı grevle karıştırmamalıdır. Bu nedenle diğer çalışanların iş görmelerini engellememelidir. Ayrıca iş yapmaktan kaçınsa bile mutlaka iş yerinde bulunmalıdırlar. Aksi halde işveren bu devamsızlık ve başkaca fesih nedenlerini kullanarak iş sözleşmesini feshedebilir. Bu durumlar işçinin aleyhine olacağı için, işçiler iş yapmaktan kaçınma haklarını kullanırken çok dikkatli olmalıdır.

Ücretleri ödenmeyen işçiler, iş bırakmanın yanı sıra ödenmeyen ücretleriyle ilgili olarak işverene karşı icra takibi de başlatabilir. Ayrıca, İş Yasası  “işveren tarafından ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse”; işçiye sözleşmeyi haklı olarak feshetme hakkı da tanımıştır. Bu durumda işçinin sözleşmeyi haklı fesih hakkı doğar. İşçi, bu durumda işlemiş ücretlerini, kıdem tazminatını ve diğer alacaklarını işverenden isteyebilir. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Unutulmamalıdır ki, işçinin ücret alacağı 5(beş) yıllık zamanaşımına tabidir. İşçi bu zaman geçtikten sonra ücret alacağını talep ettiğinde, işverenin zamanaşımı itirazı ile karşılaşabilir.

İşveren, işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır. Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.

İş Yasası, bu tür düzenlemeleri yaparak işçi ile işveren arasındaki mali güç dengesizliğini gözeterek, emeği ve bedeni ile çalışan işçinin emeğini korumak istemiştir. Tabiidir ki güvenli bir çalışma hayatı; her iki tarafında karşılıklı saygı, anlayış ve hakkaniyete uygun davranışlarla sağlanabilir.

Av. Mustafa ÇİÇEK

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*